3 yılda 2 iş değiştirmiş; 2 kez istifa etmiş biri olarak havamdan geçilmiyordu başlarda. Çalışıyorken bile hep teklifler gelirdi. Ancakkk işin en önemli kısmını bu kez aklımdan çıkartmıştım; artık evliydim zira ya doğursam üresem mazallah iş kaybı olurdu falandı filandı diye işe alınmadan geçen 5 ay...Evin artık bir eşyası haline geldim. bir sehpa, bir kumanda, bulaşık makinesi vs. tozlanmaya bile başladım artık o derece...
pişman mıyım asla güzelleştim yasla durumlarında, burnumdan kıl aldırmamaktayım hala...
peki çocuk yapmayı düşünüyor musunuz? hmm siz işe bir alın evrak teslim ettiğim akşam yapacağım dememek için dudaklarımı ısırır vaziyetteyim.
öyle ki 5 aydır sitelerde hep aynı ilanlar aynı firmalar var. sanırım bu firmalar bir eleman çıksın da üste para versin diye beklemekteler. ya da iş verenler körebe bir türlü bulamıyorlar bizi :(
1 Kasım 2012 Perşembe
hastalıklı halet-i ruhiyem
benim naçiz vücudum son birkaç gündür hasta... vücudumdaki her bir hücre darp edilmiş; ama amansız mücadelem devam etmekte... antibiyotik kokteyllerinden günde 3 posta içmekteyim. zira bugünler de geçecek, billur(!) sesime kavuşuciiiim. hastalıkta en çekilmez şey neymiş anladım; evin yakınlarında devam eden bir inşaat ve o inşaatın temelinin kazılma aşaması... sonuç olarak her gün 8 de uyanan ve tüm gün başı ağrıyan hasta, masum, sabi, biçare ben... inşaatçıların kafalarına kızgın yağ atmak en masum hayalim şu aralar. anladım ki öksürerek iki buçuk senede mükemmel karın kaslarına sahip olabilirim ve bu bilgimi tüm dünyayla paylaşabilirim. sıkıntıdan yeni şeyler keşfetmeye başlamaktan korkuyorum. sonunda derya baykal olmak var bu işte... ben böyle bi peçete buldum bunu mandalın iki yanına yapıştırdım mandalı burnunuza takınca çıkan mukusu siliyo bu hahahahahaha ahahha diye kapılarınıza dayanabilirim, benimle ilgilenin. !!!!!
Yaşamaya dair zırvalamalar……..
Yaşam aynı hızla akarken sol şeritimden nedense hep sağda durup önümden geçmesini beklemişim, gelsin diye beklediklerim meğer zaten geçip gitmişler.
Hani olur ya bazen ufacık bir pirinç tanesi bile kaçsa boğaza, yutkunamasa insan yaşam ne tatlı gelir o anda ve dört elle yaşamak ister inadına… Evde elektrikler kesilse kapkaranlık olsa birden her yer ne korkardım günyüzüne hasret kalmaktan sanki verilmiş sözü var hayatın hep aydınlatmaya.
Aldığım nefes sanki hep aynı; ritmi, sesi, etkisi… Sanki hiç bozulmayacak gibi gelir hep bu yüzden.
Aniden değişse ritmi mesela 120 vursa nabzım ve kararsa gözlerim tamam derim işte demek ki vakti geldi. Yapacak tek şey bir kez daha sağlam bir nefes al şöyle diyaframdan ve söylemen gerekenleri söyle. Boşver üzülme zaten her şeyin bir vakti var telefonun bilgisayarın kitapların her şeyin eskimedi mi, yitmedi mi… Düzen bu döngü belli hadi sıranı heyecanla doğmakta olacak ve belki de çok güzel bir ömür sürecek bir bebeğe bırak…. Peki, ne ki bu beni bu kadar azimsiz kılan son zamanlarda? Neden her şeyi uysallıkla kabul edip onaylamam, bıkıp usanmam… içimdeki gayret nerelerde şimdi çıksa ve yeniden savursa hırçınlıkla haksızlıklara. Sabrımın sonu mu gelmiş! kim onay verdi ki işte bu son artık pes et diye. Evet evet sabır işte bu erdemi yeniden bulmalı, yeniden karşı koyuşlara başlamalı. Yeniden milyonlarcadan birinci gelmeyi başarmalı… Peki ama nasıl? Nasıl kıracak kozasını küçük kelebek? Biraz daha gücünü toparlaması gerek. Biraz daha büyümesi gerek ve onu ve kozasını birilerinin koruması gerek… Koza için hayatın sonu geldiğinde artık kelebek hayata dönecek….
Hani olur ya bazen ufacık bir pirinç tanesi bile kaçsa boğaza, yutkunamasa insan yaşam ne tatlı gelir o anda ve dört elle yaşamak ister inadına… Evde elektrikler kesilse kapkaranlık olsa birden her yer ne korkardım günyüzüne hasret kalmaktan sanki verilmiş sözü var hayatın hep aydınlatmaya.
Aldığım nefes sanki hep aynı; ritmi, sesi, etkisi… Sanki hiç bozulmayacak gibi gelir hep bu yüzden.
Aniden değişse ritmi mesela 120 vursa nabzım ve kararsa gözlerim tamam derim işte demek ki vakti geldi. Yapacak tek şey bir kez daha sağlam bir nefes al şöyle diyaframdan ve söylemen gerekenleri söyle. Boşver üzülme zaten her şeyin bir vakti var telefonun bilgisayarın kitapların her şeyin eskimedi mi, yitmedi mi… Düzen bu döngü belli hadi sıranı heyecanla doğmakta olacak ve belki de çok güzel bir ömür sürecek bir bebeğe bırak…. Peki, ne ki bu beni bu kadar azimsiz kılan son zamanlarda? Neden her şeyi uysallıkla kabul edip onaylamam, bıkıp usanmam… içimdeki gayret nerelerde şimdi çıksa ve yeniden savursa hırçınlıkla haksızlıklara. Sabrımın sonu mu gelmiş! kim onay verdi ki işte bu son artık pes et diye. Evet evet sabır işte bu erdemi yeniden bulmalı, yeniden karşı koyuşlara başlamalı. Yeniden milyonlarcadan birinci gelmeyi başarmalı… Peki ama nasıl? Nasıl kıracak kozasını küçük kelebek? Biraz daha gücünü toparlaması gerek. Biraz daha büyümesi gerek ve onu ve kozasını birilerinin koruması gerek… Koza için hayatın sonu geldiğinde artık kelebek hayata dönecek….
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)